YAŞLANMAK BÖYLE BİR ŞEY Mİ ACABA ?

YAŞLANMAK BÖYLE BİR ŞEY Mİ ACABA ?
icon yazarNuran UYAR     08/10/2014     168    Facebook da paylaş

İKEV POSTASI’ nın son iki sayısındaki yazılarım için inanılmaz güzel telefonlar aldım. Tanıdık-tanımadık bir sürü insan aradı. Konuştuk, gülüştük, dertleştik. Anladım ki biraz eskilere gitmek hiç fena olmuyor. Hiç tanımadığım bir bey aradı. “ yaz bacım yaz, güzel yazıyorsun, eskileri yaz, bizi götür o güzel günlere, o güzel dostluklara , o güzel bayramlara “ dedi. Ben de söz dinledim. 

Eskiden yurt dışında yaşarken babam televizyonda az da olsa bir Türk sporcu görse, veya bir yerlerde Türk Bayrağı dalgalansa  hemen gözleri dolardı. Bu duygusallığın birazı geçirdiği rahatsızlıklar ile ilgili olsa da bir kısmı kesin yaşlılıktandı…şimdi anlıyorum ben bunu tabii ki…ben de yaşlanınca..

Her ne kadar ülkemizde yaş ortalamasının yükselmesiyle bizler  “orta yaş “ sayılıyorsak ta yaşlandık galiba diyorum ben..

Bayramlarda  çok duygusal oluyorum nedense. Biz bayramlarda hala  tatile kaçmayanlardanız. Bayramlar çocukluğumdan bildiğimiz gibi kutlanır bizde. Uzunca bir süre yurt dışında yaşadık vs ama bu kutlama hep yapıldı. Hiç atlamadık. Ama üç kişi, ama otuz.  Sağ olsunlar eşimin aile tarafı da bu kutlama törenini o kadar sevdiler ki artık hepimiz  geleneksel kutluyoruz. Nasıl mı ?

Bayram namazından gelenler gelir. Hep beraber bir kahvaltı yapılır. Sonra en yaşlı kimse o bir yere durur ayakta. Sonra ondan sonraki , daha sonra ondan sonraki bir büyüğünün elini öper ve yanına durur. Yani yaş sıralamasına göre el öpülür ve sıraya girilir… taaaa en küçük 2 yaşındaki toruna dek bu böyle gider..okul öncesi 4-5 yaşında olan torun sırayla şeker ikram eder. Para verme işi de hala devam eder bizde. Ama orada kuralımız var. Üniversite bitene kadar…sonra para kesilir. 

Bu bayram en yaşlımız eşimin babası Ömer (90) başı çekti, sonra babaannemiz Zeynep (90) ve  ..…en küçüklerimiz Sarp 24 ve  Alp 23 aylıktı. Tam 20 ½ kişiydik. (yeğenimiz Serpil bebek bekliyor) Harikaydı. Kesinlikle bu şekilde el öpme merasimini tavsiye ederim. 

Karaman’da bu iş tabii ki dede evimizde yapılırdı. Bir çoğunuzun bildiği gibi ben Aktekke Mader-i Mevlana Camisi İmamı rahmetli Bisikletçi Ali Efendi’nin torunlarındanım. İşte her bayram dedemle birlikte camiden gelenler gelir. Ve kahvaltı / yemeğe oturulurdu. Su böreğini yine rahmetli anneannem yapardı.  Börek falan güzel olurdu ama o zamanlar bamya çorbasından nefret ederdim. 
(şimdi bayılırım).
Sanırım bamya çorbasının üzerinde yüzen yağlı etler hoşuma gitmezdi. Bir de zerdeyi sevmezdim , hala da yemem. Yemek sonrası işte yukarıda yazdığım el öpme töreni yapılırdı. Bayılırdık o sıraya… bir an önce sıra gelsin de bayram parası alalım diye her halde ..

Dedem başa durur , sonra anneannem , sonra babam (topal Şevket), annem (ondüleci Kadriye), eniştem Kamil Tartanoğlu, teyzem Kevser… sonra bekarlar…ablam Şükran, teyzem Türkan , abim rahmetli Mustafa, teyzem İmran, ben, Ali, Adnan ve Namık ! bu kadardık. Sonra Gökçen katıldı..ondan küçükleri için bu anı yok.

Bu törenden sonra hemen bahçede sakin bir köşe bulup para saymaca final !

O zaman bayram yeri odun pazarındaydı. Kemal Bayat salıncaklar ve dönme dolapları işletirdi. Paraların büyük bir kısmı oraya giderdi. Sonra pamuk şeker, macun yerdik. Gazoz olmazsa olmazımızdı. Salıncaklardan sıkılınca doğru sinemaya. Gayet kaliteli filmler getirirdi Ferit Amcamız 
(Ferit Çelebi). Genelde iki film bir arada.

Dedemin vefatından sonra işte bir bayram öncesi biz bu işi unutmuşuz. Çünkü hepimiz iş güç sahibi olmuştuk. Kevser Teyzem ve kuzen  Ali hariç  hepimiz İstanbul’daydık. Çoluk çocuk, dersane –sınav bilindik sorunlar işte.  Biz Kapadokya gezisine çıkıyorduk. İşte o yüzden anneannemi aramıştım yola çıkmadan. O zamanlar cep telefonu yok. Çıkmadan evden aramalıydık. Anneannem telefonda ağladı. “ su böreği yaptım yiyen yok. Sepetler dolusu alışveriş yaptım , gelen yok . ben ne yapayım böyle bayramı “ dedi. Ben de birden şimşekler çaktı. İçim bir tuhaf oldu. Hemen bir telefon zinciri ve bayramın ilk gününe hepimiz Karaman’a gelecek şekilde organize olduk.  Biz Ihlara Vadisinden hemen Karaman’a geçtik. Tabii anneannem çok sevindi. Ama yine yetmedi tabii ki ona. Ama sırayla birer ikişer ev dolmaya başladı. Anneannem her kapı çalındığında  “ dahhh siz nerden çıktınız , gız Nuran nasıl becerdin seni batasıca “ gibi laflar ediyor.  En son Almanya’daki teyzemiz İmran’da gelince ( o zaten gelecekti ama habersiz olacaktı)  anneannem daha fazla dayanamadı ve bayıldı. Bu arada biz sanırım 15 kişi falan olmuştuk. Tıpkı eski günlerdeki gibi…

Çok keyifli birkaç gün geçirdik. Hepimiz aynı günde geri dönmedik. Geldiğimiz gibi peyderpey dağıldık. Evdeki yiyecekleri sildik süpürdük tabii ki..

İşte en unutamadığım bayramlardan birini paylaştım sizlerle.

 Allah hepimize böyle güzel hatırlayacağımız, çoluklu çocuklu, torunlu torbalı bayramlar nasip etsin. 

Sevgiyle kalın..

  • İLETİŞİM & ULAŞIM
  • Osmaniye Mah. Fabrikalar Cd. No:44
    Bakırköy / İST
  • 0212 542 68 33 / 34
  • 0212 542 68 43 / 54
  • Fax: 0212 542 68 60
  • info@ikev.org.tr
  • • Reklam
Copyright © 2017 İKEV, İstanbul Karamalılar Eğitim ve Kültür Vakfı     [ Web Tasarım & SEO by WEBMESLEK ]