KÖMÜR KARASI, YİNE YÜREK YARASI… “ OĞLUM YÜZME BİLMEZ Kİ EVLADIM ! “

KÖMÜR KARASI, YİNE YÜREK YARASI… “ OĞLUM YÜZME BİLMEZ Kİ EVLADIM  ! “
icon yazarNuran UYAR     20/11/2014     276    Facebook da paylaş

Salıdan beri saatlerce televizyon başındayım. Hep iyi bir haber bekliyorum kara kutudan…ama yok. En son zihnimde kalan bir muhabirle konuşan yaşlı bir ana “ama evladım benim oğlum yüzme bilmez ki, doğru söyle bana oğlum çıkabilecek mi “ …İçimde bir yangın vardı bu sözler iyice alevlendirdi.. Teyzem kıyamam o gözyaşlarına… sana nasıl doğru söylenir ki.. Benim bir oğlum 10 yaşından beri serbest yüzücü, diğeri dalgıç ikisi de lisanslı…ama inan bana teyzem onlar da çıkamazdılar oradan… üzülme suç oğlunun yüzme bilmemesinde değil..

Eski bir madenci geleneğidir. Kadınların madene inmesi uğursuzluk sayılırmış. Ama koruyucu melekleri St.Barbarabir kadın. ..Ama ben indim sayılır ..nasıl mı ? Almanya’da yaşadığımız yer Harz bir maden bölgesiydi. Üniversitesi madencilik konusunda dünyanın sayılı okullarından biriydi. Eşimin doktora yaptığı dönemlerde çalışma iznim olmadığı için evdeydim. Türkiye’den üniversiteye ne zaman bir misafir gelse gezdirmek bana düşerdi. İşte o misafirleri hep     Clausthal’in Maden Müzesi’ne götürürdüm. Müze resmen bir madene iniyormuşsunuz gibiydi. Aslında belki sadece 1-2 metre yer altına iniyordunuz ama öyle teknikler kullanılmıştı ki kendinizi gerçekten yerin yüzlerce metre altında sanıyordunuz. İlk zamanlar ürkerdim, korkardım. İşte o yüzden az da olsa o karanlığı bilirim teyzem…korkmayı da bilirim. 

Dün gece eşime  “üç kuruş daha fazla kazanacağız diye güvenlik önlemi almayanlar, yalan dolanla maden açma raporu alanlar, o raporu verenler vs. bu insanlar geceleri nasıl uyurlar “ dedim. 

Maden kazaları her yerde olur bu doğru ama inanın bana böylesi değil. Bu şartlarda değil. Bu kadar sosyal güvencesi olmadan değil. 

Daha ilk saatlerde Bakanımız Sayın Elvan’ın gözlerinden okunuyordu zaten neler olacağı. Çünkü o bir maden mühendisi ve gerçekleri biliyordu. Hep onun gözlerine baktım. O orada hem bir bakan, hem bir Ermenekli, hem bir maden mühendisi, hem de bir babaydı. 

O yaralar nasıl sarılacak bilmiyorum. Her ailenin hikayesi başka bir acı ama  ..bir aile daha var ki o da baba mahsur anne hastanede yeni doğan adsız bebeğin yanında..Adını babası koyacakmış, beklemede.. İnşallah o bebeğe de sahip çıkabiliriz. 

Hep gelişti ülkemiz diyoruz ama her başımıza gelen felakette gelişmişliğimizin yetmediğini görüyoruz. Teknoloji yetersiz kalıyor. Aklım Ermenek’te.. sadece yüreğimle değil , bede nimle de orada olmak istiyorum. O adsız bebeğin elini tutmak, diğer teyzeme sarılmak istiyorum. Onlara bunun kader olmadığını anlatmak istiyorum.  Çaresizim. Bir şeyler olmalı yapılabilecek. İçim acıyor. 

Dünyanın hiçbir yerinde böyle acılar yaşanmasın istiyorum. İnsanlar güvenle inebilsin madenlere… yemeğini güneşin altında yesin…yüzme bilse de su altında kalmasın… çocuğunun adını koyabilsin… ekmekler kararmasın… yürekler kararmasın. 

Değerli madenci kardeşlerimizin aileleri bilin ki yüreklerimiz sizlerle idi, dualarımız dudaklarımızdan hiç düşmedi. Elimizden geldiğince yanınızda olmaya çalışacağız. 

Ama en önemli dileğimiz bunları tekrar yaşamamak. 
Acınız acımızdır. 

  • İLETİŞİM & ULAŞIM
  • Osmaniye Mah. Fabrikalar Cd. No:44
    Bakırköy / İST
  • 0212 542 68 33 / 34
  • 0212 542 68 43 / 54
  • Fax: 0212 542 68 60
  • info@ikev.org.tr
  • • Reklam
Copyright © 2017 İKEV, İstanbul Karamalılar Eğitim ve Kültür Vakfı     [ Web Tasarım & SEO by WEBMESLEK ]