GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ !

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ !
icon yazarNuran UYAR     15/04/2014     261    Facebook da paylaş

İlk Öğretmenin önemi…

İnsan hayatında ailenin önemi kadar “ ilk öğretmenin de“ çok önemli olduğunu düşünenlerdenim. İşte bu nedenle 60’lı yılların Karaman’ından ilk öğretmenim Fatma Kayan’ı anlatmak istiyorum sizlere. 

Ben ilkokulu Gazi Okulunda okudum. Öğretmenim kendisini her zaman saygı ile andığım Fatma Kayan’dı. Ailemden veya çevremden bazıları onu eleştirirlerdi. Onlara göre Fatma Hoca taaaaa başından iyi öğrencileri seçerdi ve o yüzden başarı oranı yüksekti. Yani bizler seçilmişlerdik! Ben bunu fark etmedim, kabul de etmedim. 

Bizim sınıf hiç değişmezdi. Güneye bakardı. Her yıl aynı dersliği kullanırdık. Her öğrenci ders yılı başında sınıfa bir saksı çiçek getirmek zorundaydı. O çiçekler pencereye dizilirdi ve her çocuk kendi çiçeğinden sorumluydu. Mayıs sonu karneler alınıp, yaz tatili başlayınca çiçekleri tekrar evimize götürürdük.  Herkes Karaman’da siyah önlük giyerdi ..biz giymezdik. Bizim formalarımız vardı. Kışın lacivert etek, kırmızı kazak, yazın beyaz gömlek. Sıralarda oturmazdık. Masalarımız vardı. Kızlı erkekli karışık otururduk. Çantamızda diş fırçamız, bardağımız mutlaka olmalıydı. İlk tenefüste herkes koşar oynarken biz önce bahçedeki çeşmeye diş fırçalamaya giderdik. Haftada bir gün mutlaka “münazara“ olurdu. Gençler anlamadı tabii ki… Açık oturum mu dersiniz, tartışma mı dersiniz artık. Sınıfta iki grup olurdu. Bir konu var, bir grup o tezi savunurken, diğer grup karşı tezi savunurdu. Offf tartışma inanılmaz heyecan verici geçerdi. Sıra ile söz alınır ve tezlerimizi savunurduk. Tabii bu tartışmaların hazırlığı çok önemliydi. Saatlerce kütüphanede oturur, araştırma yapardık. 1. Sınıf itibarı ile kütüphaneye üyeydik hepimiz. Rahmet ve saygıyla andığım Kütüphaneci Sait ve Recep amcalar… bize kütüphanede nasıl davranılır, nasıl bir bilgi aranır…hepsini öğrettiler. Sağ olsunlar o okuma alışkanlığım hala devam eder, araştırmayı hala çok severim. Bir yere mi gideceğim, gitmeden hemen kendime bir kitapçık hazırlarım. Neresi gezilir, ne yenir ne içilir, müzesi nasıldır vs… gece film izlerken yabancı bir şey mi duydum/gördüm hiç üşenmem hemen girer internete bakarım anında… eeee temelimiz sağlam. 

Bir konu mu işlenecek- onu yerinde görürdük. Nüfus cüzdanı mı konumuz- bizi alır Nüfus Müdürlüğü’ne götürürdü Fatma Hocamız. Eminim ki BİFA açılır açılmaz ilk ziyaret eden öğrenci grubu bizdik.  İlişkileri çok iyiydi. Tuttuğunu koparırdı derler ya o cinsten işte. İlkokul 3. Sınıfta merhum İsmet Leblebici’den (kızı Azime’de bizim sınıftaydı) alınan bir otobüsle Konya Şeker Fabrikası’na gittik. Pancar tarlasından bakkala şekeri gördük. Sonra öğle yemeğimizi Konya Maarif Koleji’nde yedik. O zaman benim abim rahmetli Mustafa, Abit Öztav, Ayşen Işık’ın abisi eczacı Alaaddin Işık, Ekrem Ekinci, Dr.Ziya Güven’in oğlu Rahmi Güven, Kutsi Pembeci, Mustafa Göncü…bir sürü Karamanlı var kolejde. Fatma Hoca bize onları örnek gösteriyor. Sonra Mevlana Müzesine gidiyoruz... 9 yaş  için inanılmaz bir macera. 

Demiryolları haftası mı var…biniyoruz trene…Ayrancı’ya kadar gidip geliyoruz…yol kısa ama olsun  treni yaşıyoruz. 3.sınıfta Karaman’ın bütün camilerini gezmişiz. Ukalayız arkadaşlarımıza hava atıyoruz bol bol. 

Evde grup çalışmalarımız var. Her gün ev ödevlerimizi birimizin evinde yapıyoruz. Şu anda ev sahibine külfetmiş gibi gelse de; düşünüyorum paylaşmayı öğreniyoruz. Bilgi paylaşıyoruz, aşımızı-içeceğimizi paylaşıyoruz. Sosyalleşiyoruz, her gün bir yerdeyiz. Dersler erken biterse beraber sinemaya vs. gidiyoruz.

Kızılay Haftası mı var- görevliyiz… Sokaklarda rozet takıyoruz. Kızılay için para topluyoruz. O zaman da Kızılay başkanı değerli hocam Ali Ünlüer.  Bir yıl benim partnerim Ahmet Hıdır… Ben de rozetler, Ahmet’in boynunda kumbara dolaş babam dolaş.. 
Her saat başı Ahmet’lerin pastanesine uğrayıp enerji depoluyoruz. Rahmetli Yahya Amca bizi görür görmez hemen limonata ve kurabiyelerimizi veriyor. Kızılay’ı mı daha çok seviyoruz, Yahya Amca’nın kurabiyelerini mi  bilemiyorum artık. 
 

Verem Haftası mı var ? Biz yollardayız Verem Savaş Derneğindeyiz. Bilgiler alıyoruz. Aşıya kendimiz gidiyoruz. 

Müzik dersi uygulamalı… nasıl mı ?  Bir beyefendi var, ismi Halit..müzik dersine kemanı ile gelir, çalar, klasik müzik dinletirdi bize. Mesleği neydi bilmiyorum. Notaları öğretti. Solfej bilirdik hepimiz. 50 yıl sonra ud kursuna başladığımda hala o bilgi ile notaları hemen geçtim desem bana inanır mısınız ? Demek ki nasıl severek öğrenmişiz.

Hele bir de Yerli Malı Haftası olurdu ki aman Allahım ne muhteşem. Herkes evinden bir şeyler getirir, harika sofralar kurulurdu. Ne nerede nasıl yetişir bilirdik. Şimdi okullarda böyle bir hafta yapılsa muz Ekvator’dan, Cola Amerika’dan, çay Ceylan’dan, tabaklarımız Çin’den olmak üzere bir “yerli Malı Haftası “ olurdu.. Acı bir tablo..

Her şeyi yaşayarak öğrendik. Hep yerinde öğrendik. Her yere gittik. Baktık, gördük, dokunduk. 

Fatma Hocamızın kişisel başarısının ve çabasının yanı sıra, o zaman ki Öğretmen Okullarının çok kaliteli olması da bir etken tabii bu eğitimde.
 
Bizler ne mi olduk ? Biz 5-6 kız Türkiye çapında derecelerle parasız yatılı okul sınavlarına girdik, kazandık ve gittik. Erkek arkadaşlarımız Konya Maarif Koleji, Kabataş Erkek Lisesi vs gibi okullara gittiler. İyi yüksek okullardan mezun olduk. 

Ama en önemlisi kendine güvenen, okuyan, düşünen, paylaşan ve seven insanlar olduk hepimiz. 

Yurt dışında yaşarken bile onunla temasımı hiç kesmedim. Hep konuştuk, güldük, ağladık. En son abimin hastalıklarında konuşmuştuk. (Abim de onun öğrencisiydi) Kendi hastalıklarını unutmuş abime üzülüyordu. Abimle iyi olunca Konya’ya yanına gidecektik. Olmadı. İkisinin de ömrü bu buluşmaya yetmedi.
 
Fatma Hocam; Sana “hoca“ denilmesinden hiç hoşlanmazdın. “Öğretmenim” dememizi isterdin. Boşver be hocam bugün içimden sana “hocam“ demek geliyor. 

Seni hiç unutmadık, arkadaşlarla sık sık anarız seni. Unutmayacağız da..hala öğrettiklerinden sapmadık. Hatta geliştirdik kendimizi ilerledik.
 
Hala sabah dişler fırçalanıyor, hala penceredeki çiçekler sulanıyor, hala araştırmacıyız, hala okuyoruz, hala yerli malı kullanmaya özen gösteriyoruz…. Karaman’ı öylesine sevdirdin ki bize hala Karaman’ı çok seviyoruz. 
 
Şu anda bu yazıyı okuyan bir sürü insan seni gülerek anımsıyor, emin olabilirsin. Nur içinde uyu güzel insan.

  • İLETİŞİM & ULAŞIM
  • Osmaniye Mah. Fabrikalar Cd. No:44
    Bakırköy / İST
  • 0212 542 68 33 / 34
  • 0212 542 68 43 / 54
  • Fax: 0212 542 68 60
  • info@ikev.org.tr
  • • Reklam
Copyright © 2017 İKEV, İstanbul Karamalılar Eğitim ve Kültür Vakfı     [ Web Tasarım & SEO by WEBMESLEK ]