BU GÜNÜN, DÜNÜNÜ UNUTMAMAK

BU GÜNÜN, DÜNÜNÜ UNUTMAMAK
icon yazarŞahabettin Yavuzaslan     15/04/2014     246    Facebook da paylaş

Zamanı, dün ve bugün birlikte yaşamak. Yarını da elbet unutmadan. Anıların taşıdığı rengi, kokuyu yaka lamak, belleğe yürü demek. Çağrışımları yardıma çağırmak. Baharda patlayan çiçekler gibi , gökyüzünde çevreye saçılıp, savrulan maytapları başkalarıyla paylaşmak, geçmiş günlerime “Yitirilen zaman” demiyorum Proust gibi. Salt anılarla yaşıyorsun demeyin şimdi. Bunların hepsi başkalarıyla yaşandığında daha fazla anlam  kazanıyorlar. Ayrıntılar ortaya çıktığında şaşırmalar, boşluk doldurmalar, geçen zamanı sevilen bir başka insanla, onun anı dağarcığıyla tümlemek, pazardan satın alınacak şeyler değil bir kez. 

Kent, şimdilerde benim için yaşayan bir müze görünümünde.  Anayola, sokaklara çıkıp yüründüğünde, devinen, yürüyen, parkta oturup söyleşen insanlar bugünü yaşarken, biz özellikle gurbette yaşayanlar iki ayrı zamanı aynı anda yaşıyoruz. Böylece daha yoğun yaşayabiliyoruz.
Bir sokak köşesi, bir kapı tokmağı, bir gömüt yazısı, gittiğimiz okulların görünümü gibi andaçlar, bilincimizde kapalı kalmış yaşanmışlıkları, alıp bize geri getiriyorlar.
Ölülerimiz bile eski yaşarlıklarıyla, eski görünümleriyle, anılarıyla yeniden bizimle var oluyorlar.
Bu anlattıklarıma, daha anlatmadıklarıma bakıpta, bunlara burun kıvıranlara çok sözüm var. Bunlar yeni kentlerdeki konumlarıyla,  şatolarında, geçmiş zamanlarını yok saydıklarında içimden onlara acımak gelir. Böylelerini “Yumurtadan çıkmış da kabuğunu beğenmeyen civcivlere” benzetsem haksız mı olurum?

Sırası gelmişken şunu da özellikle vurgulamak isterim. Yıllar yıllar önce, İstanbul’a Karaman’dan öğrenim yapmak isteyen öğrenciler, Konya Öğrenci Yurduna giderlerdi. Karamanlı hemşerimiz Ahmet Şen, koruyucu kanatlarını hemen onların üzerine açardı. Anıt insandı. Yol yordam gösterdiği, el uzattığı, yardımını esirgemediği binlerce öğrenci onu hala benim gibi- anımsarlar.

Burada gelin de Durmuş Ali Gülcan amcamızı, Hasan Pınarbaşı’yı,          Muammer Amcayı ya da Arap Suat’ımızı (Suat Sözer) anımsamayın. “Karaman’ın Balıkçısı” diye adlandırdığım Gülcan amcadaki Karaman sevgisi, Karamanoğlu sevdası, dünle bugün arasında kurduğu köprüler, tüm görkemiyle ışıklar saçmada. Ya Pınarbaşı’nın anlattığı Karaman’a ne demeli? O iyi insanları yeniden yaşatması, onları tinsel yönden, unutulmazlığa büründürmesi unutulur mu?
Sözer’in bugünkü Karaman’la İstanbul arasında kurmaya çalıştığı gökkuşağına ne demeli?

Kaynaştırdığı, bütünleştirdiği insanlar, ortaya koyduğu görkemli vakıf ve onun maddesel görüntüsü bugünlerde Bakırköy’de gökyüzüne doğru yükseliyor.  Bir “yok ülkenin” (Ütopya), ete, kemiğe bürünmesi, düşün gerçeğe çevrilmesi, olmazın olura çevrilmesi içimizi sevinçle doldurmuyor mu? Geçmişini hiç unutmayan Sözer, bu gün geleceğe de köprüsünü kurmuş. Onunla ne denli övünsek azdır. Ortalıkta dolaşan, yapılanlara bıyık altından gülüp, boşvermişliğe, unutmaya, anımsamaya perende attıranlar, taşın altına ellerini koymayanlar, bakın kervan ne güzel yürüyor. Sizler bireyselliğinizle, güdük yaşamınızı sürdürün bakalım. Bilin ki; dünü olmayanın yarını da olmaz.

  • İLETİŞİM & ULAŞIM
  • Osmaniye Mah. Fabrikalar Cd. No:44
    Bakırköy / İST
  • 0212 542 68 33 / 34
  • 0212 542 68 43 / 54
  • Fax: 0212 542 68 60
  • info@ikev.org.tr
  • • Reklam
Copyright © 2017 İKEV, İstanbul Karamalılar Eğitim ve Kültür Vakfı     [ Web Tasarım & SEO by WEBMESLEK ]