BENİMLE GEZERMİSİNİZ ?

BENİMLE GEZERMİSİNİZ ?
icon yazarNuran UYAR     20/11/2014     61    Facebook da paylaş

KÜBA

Aslında bu yazı biraz piyangodan çıktı. Gazeteye bazı ilaveler yapmak zorunda kalınca 2 sayfamız boş kaldı. Grafikerimiz tatlı kızımız Hatice Hanım aradı ve bana “Nuran Hanım iki  sayfa yazıya daha ihtiyacım var” dedi. Ne yazayım derken bir gezi yazısı yazmak aklıma geldi. Sizlerle kısaca gezi izlenimlerimi paylaşacağım. 

Türkiye’de birkaç tane gezgin derneği var. Ama sanırım ilki Prof.Dr.Orhan Kural ve arkadaşlarının kurduğu Türkiye Gezginler Derneği. İşte ben de o derneğin üyelerinden biriyim. Her ayın ilk Çarşamba günü Armada Otel sponsorluğunda otelin balo salonunda bir toplantımız olur. O toplantıda ünlü konuklarımız olur, ünlü fotoğrafçılar olur. Yerine göre bizlerle anılarını ve gezi fotoğraflarını paylaşırlar. Senede  iki kez bu toplantılar konuksuz sadece gezi saydamlarının gösterildiği gece olarak yapılır. Derneğin amaçlarından birisi de kolay gidilemeyen coğrafyalara uygun fiyatlı – güvenli geziler düzenlemektir.  Yani kısacası keyifli bir dernek.  

İşte bu gezilerden biri de birkaç yıl önce yapılan Küba Gezisi idi. OTC Turizm (aynı zamanda bizim Karaman Gezisini de organize eden şirket) kültür gezilerinde gerçekten çok iyidir. Ben hep Küba’ya Fidel Castro ölmeden ve 1 Mayıs’ta gitmek isterdim. Önce 12 kişiydik. Son dakika da İskenderun’dan gelecek olan 6 kişi iptal edince kaldık 6 kişi. Normalde hiçbir seyahat bürosu 6 kişi ile bu geziyi yapmaz, çünkü zarar eder, ama sağ olsun sahibi Mustafa Bey “yola devam“ dedi ve biz 6 kişi bir de kendisi düştük yollara. 

Ambargodan dolayı her havayolu uçmuyor Küba’ya. Bildiğim kadarı ile Iberia, Air France ve galiba şimdilerde bir de KLM. Biz Iberia ile gittik. Sabah erken saatlerde Madrid’e yola çıktık. 4 saatlik uçak yolculuğundan sonra Madrid’te biraz bekliyorsunuz. Sanırım saat 18 gibi okyanus aşırı yolumuz başladı. 10-11 saat havada. Bu benim ilk en uzun uçak yolculuğumdu. Tabii ki çok sıkıcı. Nerede THY nerede Iberia ? Güleryüz yok, yemekler olsa da olur olmasa da… bir bardak su üç defa isteyince geliyor vs.. sıkıcı .. ayaklar açılsın diye herkes ortalıkta dolanıyor. Dolayısıyla uyumak haram. Ama olsun her şeye rağmen ben çok heyecanlıyım. 

Sabahın ilk ışıklarında Havana’ya indik. Sakin, yeşil ve temiz bir şehir. Otele yerleşip hemen şehir turuna başladık. Hayalle rim gerçek oldu! Fidel yaşıyor, 1 Mayıs’a 4 gün var ve ben Küba’dayım. Havana’da beni en çok duygulandıran şey şehrin en güzel sahilinde kocaman bir Atatürk büstünün olmasıydı. Hepimiz tek tek orada resimler çektirdik. Rom satan dükkanlar, kiliseler, müzeler, renkli arabalar, evlerinin önünde sallanan sandalyelerde kahvesini yudumlayan yaşlılar  her şey harika ve çok renkli. İnsanlar çok cana yakın. Türkiye biliniyor ve bizleri seviyorlar. Havana’da yaşadığımız en güzel şeylerden biri iki gece üst üste Buena Vista konserine gidebilmemizdi. 

Bir rom fabrikasının bahçesinde küçük bir bar ortamı. Mohitoları yudumlarken Buena Vista dinleyebilmek gerçekten çok hoş. 

Çok eğleniyorsunuz.  Çevredeki puro fabrikaları ve milli park olan yerlere gittik ama akşam dönüş Havana. Gezimiz 11 günlük .. Kültür gezisi. Deniz – güneş yok. Üç günün sonunda adanın en güney ucuna uçtuk. Oradan bir minibüs ile karış karış adayı dolaşacağız. Rehberimiz çok sempatik. Araba 18 kişilik ama biz 8 kişi olunca arabada çok rahatız. Adanın en güneyinden San Diago’dan başladık. Özgürlük Savaşının ilk başladığı noktadan, çapraz bir sağa bir sola tüm şehirleri göreceğiz. Güneyde ikinci günümüz 1 Mayıs. Hepimiz merak ediyoruz. Havana’da sanırım daha görkemli oluyor. San Diago’da herkes kırmızı /beyaz giyinmiş. Devlet araçlarda sandviç ve içecek dağıtıyor. 

Devrim Meydanında bir konser sahnesi, bir grup çalıyor bazen marş bazen dans müziği. Herkes çılgınca söylüyor, dans ediyor. 

Ben Havana’daki gibi daha görkemli bir askeri tören beklediğim için biraz hayal kırıklığı yaşıyorum. 

Sonra geze geze yukarı doğru çıkıyoruz. Che Guevara’nın anıt mezarında hepimiz çok duygulu anlar yaşadık. Loş bir ortam. Resim çekemiyorsunuz. Müze çok derli toplu. Beni en çok etkileyen de Che öldükten sonra  bileceseti parça parça etmeleri oldu. Nasıl bir duygudur anlamak çok zor. Müzede bir an kendinizden Anafartalar’dan, Çanakkale’den, Gelibolu’dan bir şeyler buluyorsunuz.  Ortak noktaları hepsi ülkelerinin  refahıve özgürlüğü için öldüler. Ağlamışım. Dalmışım. Farkında değilim. Bir anda elime uzatılan bir çiçek ile kendime geliyorum. Bir asker ağladığımı görünce bana çiçek verdi. Aynı asker birkaç dakika önce bana nereden geldiğimizi sormuştu. Türk olduğumu biliyordu. Dedim ya bizleri seviyorlar. Rehberimiz “Fidel’in Atatürk’ü çok sevdiğini ve Küba’da Atatürk’ün yaptıkları çok örnek verilirdi okullarda”  dedi. Sevindim. 

Küba oldukça mütevazi yaşayan insanların ülkesi. Ambargodan dolayı ülkede ne yetişirse o var. İnsanlar bahçede kendi yiyecekleri sebze, meyve yetiştiriyorlar. Tavuk, domuz besliyorlar. Balığa çıkıyorlar. Kahve olmazsa olmazları. Bu yoklukta bile yanlarına gittiğinizde size hemen kahve veya muz ikram ediyorlar.  Otobanlar çelik bariyerler ile bölünmemiş. Ortayı rengarenk begonviller bölüyor. Yemekler bize uygun. Zaten her yerde tavuk ve balık var. Muz, ananas , mango da öyle. 

 

Adanın güneyi biraz daha fakir gibi. Bunu otellerin odalarında veya açık büfelerinde hemen fark ediyorsunuz. Okuma –yazma oranı çok yüksek. Özellikle tıp ve de kanser araştırmalarında çok ilerilermiş. O yokluğa karşın kanser oranı çok düşük. Öyle anlatıldığı gibi bacaklarında puro saran güzel kızlar da yok. Ama kızları gerçekten  güzel,  sanırım genelde yürüdükleri ve çalıştıkları için vücutları çok düzgün. Herkes dans ediyor, yeter ki birazcık müzik olsun. Çocukların şirinliğine deseniz diyecek yok.

Melez bir ırk. Afrika, İspanyol, hatta Endülüs Arapları, Güney Amerika karışımı bir ırk.  Zamanında Küba İspanya’dan çok göç almış tabii bunların içinde Endülüs Arapları da olmuş. O şekilde iki müze Arap evi gezdik. Çok güzellerdi. Avlulu, cumbalı evler. Bu 11 günün yarım gününde de Trinidad’da deniz tatilimiz vardı. Gidipte “Karaipler’de denize girmedik demeyelim“ diye. Altın kum, turquaz bir deniz. Harika. 

Küba bizlerin çok sevebileceği bir ülke. Olanaklarınız varsa gidin derim. Fiyatlar uygun. Hatta bayramda güneydeki otellerin fiyatını görünce “çok uygun“. Ama lütfen deniz-güneş ve sadece Havana olan turlara değil, bizim yaptığımız gibi kapsamlı olanları tercih edin. Zaten 8-10 kişi oldunuz mu size özel bile yapılır bu turlar. O ülkenin kültürünü tanımak ancak içlerine girince mümkün. Onların çocuklarının saçını okşayınca, onlarla dans edince, onların kahvesinden içince güzel..

Ben normalde bir gördüğüm yere bir daha gitmeyi pek sevmem…Tabii her zaman istisnalar olur. Küba işte bu yerlerden biri… bir de Mardin ve Sri Lanka (eski Seylan Adası)ve tabii ki Karamanım.  Onlarca defa gitsem hep oturacak yeni bir köşe, fotoğraflayacağım bir kare, kahve içeceğim bir dost ses bulurum. Geç kalmayın. Gidin. Gezin. Avrupa’ya yaşlanınca da gidersiniz. Yaşınız gençken, dizleri niz daha fazla ağrımadan hazır dağ bayır dolaşabiliyorken uzak coğrafyalara gidin…
 
Çok kültürlü ve renkli gezilerde olacağınız sağlıklı güzel günler diliyorum. 

Nuran UYAR
0542.422 02 42

 

  • İLETİŞİM & ULAŞIM
  • Osmaniye Mah. Fabrikalar Cd. No:44
    Bakırköy / İST
  • 0212 542 68 33 / 34
  • 0212 542 68 43 / 54
  • Fax: 0212 542 68 60
  • info@ikev.org.tr
  • • Reklam
Copyright © 2017 İKEV, İstanbul Karamalılar Eğitim ve Kültür Vakfı     [ Web Tasarım & SEO by WEBMESLEK ]